SAMSUN'U SEVMEK!..
Reklam
Reklam
Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

SAMSUN'U SEVMEK!..

17 Haziran 2020 - 21:06

Ne güzel şarkıdır, değil mi?..
‘Samsun asfaltında otomobiller, ne güzeldi yollarda olmak şimdi…’
Yol kent, kent yol, birbirine yakışan iki güzel kelime daha.
Yol sevgisi ‘haydiiii, gidiyok’ dedirtir ama kent sevgisi başka bir şey.
Binlerce kişi hep birlikte usul usul yaşıyoruz.
Emek harcıyoruz o kente, anılar biriktiriyor,  dostlar ediniyoruz.
Aradan yıllar geçiyor ve soruyorlar:
- Bilader ( Berader) sen nerelisin?
-Erzurumluyum ama yıllardır burada yaşıyorum.
 -Oooo, Samsunlu olmuşsun artık!
 -Nerelisin? Bayburt.
-Nerelisin? Trabzon.
 -Nerelisin? Falan şehir.
Şehir Terbiyesi dedikleri bir şey de var tabi.
Şemsiye kullanmak, arabanı temiz tutmak gibi disiplinli bir olay.
Peki, Samsunlu olmanın vaziyet-i icabı ne olsa gerek?  
‘İstanbul Beyefendisi' olunur ya : -Şehabettin Bey, tam bir İstanbul beyefendisidir.
Buradan anlarız ki bu şahıs eski İstanbulludur ve şehir terbiyesi almıştır.
Peki, bizim bu kentte mazimiz çok eski değilse, kalkıp bir yerlerden göç etmişsek biz ne yapacağız.?
İllaki mazimiz çok eski mi olmalı? 
Diyelim ki,  çok eski olduk: -Efendim, anneannemin annesi Yasemin Sultan, 1890'lar da, bugünkü İstiklal Caddesi'nde doğmuş, büyük dedezademiz ile de o yıllardaki cemiyet ortamında aşina olunmuş ve netice itibariyle mutlu bir izdivaç vasıl olmuş. İşte, 3 kuşaktır Samsunluyum. Biz, Samsunluyuz.
Hikayemiz bu mudur?
Yok be yok, Fadime Abu, ben Kavaklıyım!..:)
Bana göre, bir kente ait olmak, o şehirde doğmuşluğunla var olmak değil bu kente karşı ne hissettiğinle, ne yaşadığınla alakalıdır.
Yani, bir kenti önce sevmekle alakalıdır.
Sizde de olur mu böyle hisler, bilemem.

Şehir dışından ne zaman dönsem Ankara yolundaki hemen solda yıllardır bize ‘Hoş geldiniz' diyen (isim kullanmayalım reklam olmasın) kocaman avizeyi gördüğüm zaman içimde başlar bir çocuk telaşı.
Ve geldim işte!
Bazen rüyalarıma bile yansıyor bu sevgim:
“…Kardeşim bu Bafra Ovası'daki meyveler niye yerlerde çürüyor? -Fena olmaz mı,  meyve suyu fabrikası kursak, fena olmaz mı Samsun'a yatırım olsa,hem de insanlar iş sahibi olsa?” şeklinde söylenmişliğim, rüyalarımda ‘Hanımın Çiftliği'ni kurmuşluğum vardır.  
İnsan psikolojisi işte çarçabuk dağılıveriyor, kim bilir ne düşünüyordum?
Allah kimseyi mobbing etmesin,  hiç mi hiç erinmem, Tahran'a gider, Samsun Pidecisi'ni orada bile kurarım.
Kendimi bildim bileli Samsunluyum.  
Samsunluyum diyordum, 3-5 kuşak öteye gidemesem de evet bu kentte doğmuşum.
Ve bu kenti de çok seviyorum!..
Binlerce kilometre ötede bir 55 plaka gördüğümüzde içimiz içimize sığmaz ya, Erol Evgin'in eskimeyecek muhteşem şarkısında olduğu gibi bir kelebek uçar ve gelir konar omzuma: İşte öyle bir şey!
O zaman radyonun sesini biraz daha açalım.
Şimdi gidiyorum, ama gitmeden önce ne diyoruz:
Khoda hafez (Allaha ısmarladık)
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum