İRAN'IN TADINA BAKMAK…
Reklam
Reklam
Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

İRAN'IN TADINA BAKMAK…

07 Şubat 2020 - 19:19

Mesai günlerinin bitişi, hafta sonu başlangıcının selametiyle yeniden merhaba dostlar. 
Nasılsınız? Herşey yolunda mı? (Asayiş ber-kemal mi?)
“…‘Ararat Dağı’ndan uzakta değiliz’ dedi Aryeh.
Rob, yüksek, tehditkar ve soluk renkli tepelere baktı uzun uzun. 
‘Nuh, gemisinden ayrılırken ne düşünmüştü acaba?’ dedi Rob .
Aryeh omuz silkti.
Sonraları köy olan Nazik’e biraz geç ulaşabildiler.
Köy geniş bir kayalık geçit içinde kurulmuştu. Seksendört Yahudi yaşıyordu burada. Ama Anatolialılar’ın sayısı otuz kat daha fazla gibi görünüyordu. ‘Bu köyde bir Türk düğünü olacak’ dedi Rabbenu. Buradaki  Rabbenu yaşlı, zayıf, geniş omuzlu ve sert bakışlı bir adamdı. ‘Daha şimdiden kutlamalar başladı, biraz coşmuş durumdalar. Onun için semtimizden dışarı çıkmıyoruz.’

Yukarıda siyah yazdığım satırlar sürükleyici mitolojik bir romana ait.
Hekim’i, gazeteci yazar Noah Gordon kaleme almış.           
Fars Dili Edebiyatı 1. sınıf öğrencisiyken okuduğum, tasvirleriyle, tespitleriyle, güçlü karakterleriyle beni kendisine hayran bıraktıran bu kitabı şimdi yine elime alıyorum.
Rob küçük yaşta anne ve babasını kaybedince eskiden çok popüler ve kazancı iyi olan bir berber – cerrah’ın yanında çırak olarak çalışmaya başlar. Kısa sürede tıbba olan ilgisi onu ünlü Hekim’i bulmaya iter.
Kitabı ilk okuduğumda henüz İran’a gitmemiştim ama satırları kendi içimde kurgulayarak uzun bir İran seyahatine çıkmıştım
 ‘Nazik’ten ayrıldıktan sonraki 3. günün sabahı, ortasında büyük bir göl bulunan bir platoya geldiler. Gölün etrafında yer yer çatlamış beyaz bir çamur kitlesi yer alıyordu. Eşeklerinden indiler. ‘Bu gölün adı Urumiya’dır’ dedi Lonzano, Rob’a. ‘Suyu tuzludur ve sığ bir göldür. Baharda akarsular bu göle dağlardan çeşitli madenler taşırlar. Gölün suyu dışarı akmaz. Gölün suyunu yazın güneş içtiği için kıyılarında tuz birikir. Biraz tuz alıp tadına bak.’ Çekinerek yerden biraz tuz alıp ağzına götürdü. Yüzü asıldı. 
Lonzano güldü. ‘İran’ın tadına baktın.’…”
İsfehan’a iki kere gitmiş olmama rağmen hala Rob’un tepeden İsfehan’ı izleyişini kıskanmıyor değilim.
Nefs-i Cihan, yani dünyanın yarısı olan İsfehan’ı kıskanmamak ne mümkün…
Pers İmparatorluğu’nun heybetli kenti, Safeviler’in başkenti, günümüz İran’ının baştacı İsfehan…
Asya’nın, Mezopotomya’nın, Anadolu’nun kavşak noktası kadim kent!..
Tarihi çarşıları, köprüleri, sarayları, camileri ile yaşayan müze İsfehan…
Bu arada, merak edenler için yazalım, kitabımız Hekim, 735 sahife.
Daha fazla tutmayayım sizi o nedenle…
Malum, yol uzun!..
Khoda hafez(Allahaısmarladık)…
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum