FARSÇA TERCÜMANI VE VALİ!..
Reklam
Reklam
Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

FARSÇA TERCÜMANI VE VALİ!..

02 Mayıs 2019 - 14:07

‘Kılıçlarımı ve mızraklarımı tozlara atıp gömeceğim. Beni uzak saraylara yollamayın; yeni fetihler yapmamı emretmeyin. Fakat beni çiçek bahçenizin bahçıvanı yapın.’
Tagore’den alıntıladığım bu güzel satırlarla yeniden karşınızdayım sevgili okurlar.

2019 beşinci ay ve ikinci günün tüm sıcaklığıyla mevsim güneşi ‘Merhaba’ diyor bizlere. Güzel bir kahvaltı eşliğinde bir fincan çayınızı yudumlarken öte yandan da gazetenizin sayfalarını çevirdiğinizi hayal edebiliyoruz(mu?)... Evet, 'ruz' yani 'biz' yani Farsça, yani edebiyat, yani yerküre, şiir, resim, sinema, sanat...

Yetmedi mobbing gerçeği, eskort, vosvos, cuceler, galdiruk, ve bilimum zen (kadın) dünyası!..

19'uncu yüzyıl. Cep telefonu yok, internet yok, öyle otomobiller, facebook, şu bu yok, yok da yok. Ama yine de insan olmanın bütün yükünü yüreğinde hissetmiş bir insan, bir edebiyatçı. Yıllar önce okumuştum, Tagore’u....

Kitabın son sayfasına gelince karar vermiştim, kitabı hiçbir zaman bitirmeyecek, hep başucumda duracaktı. Herkesin kendine has takıntıları oluyor, benim de böylesi bir şey işte.

Zaman ilerliyor, akrep ve yelkovanın mesaisi hiç bitmiyor. Ne zaman bitmiş ki? Bir bakalım, 1800'lü yıllara. Hatta yine gün, ay, yıl vereceğim. 6 Mayıs 1861, Kalküta!..

 Maharhi Devendranath’ın en küçük oğlu Tagore. Hindistan’da özel bir eğitim gördükten sonra, 1877’de hukuk eğitimi için İngiltere’ye gider. Fakat kısa bir süre sonra geri döner, genç yaşında Bengal dergilerinde yazıları çıkmaya başlar. 1901 de Kalküta’dan 93 mil uzakta bulunan Balpur’da çok ünlü olan Santiniketan okulunu kurar ve klasik çizgilerin dışındaki bu eğitim kurumu kısa sürede önemli gelişmeler kaydeder. 1913'te edebiyat dalında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanır ve aldığı sekiz bin Şiling'i okulun devamını sağlamak için kullanır. Sık sık Avrupayı dolaşır, Japonya ve Amerika'yı da gezi güncesine kaydeder. 1915'te kendisine 'Asalet' ünvanı verilir fakat 1919'da Pencap'taki ayaklanmaları bastırmak için kullanılan metodlara karşı bir protesto olarak ünvanını reddeder.

 ‘Hanım sana Bamya pişirme demedim mi? Yine mi yayla çorbası yav’ demiyoruz, edebiyattan bahsediyoruz!..

 Sahi edebiyat, sen nasıl bir sihirli dünyasın? Farsça’yı düşünüyorum, edebiyatı, bilimi ve sonra Tagore’u…

Kimbilir, kaç kez ‘yeter’ demiştir. Eminim pek çok kez pes etmiş hatta başını gökyüzüne çevirip pek çok kez de ‘durmak yok yola devam’ demiştir. Ben gibi, benim gibi..

Edebiyat böyle bir şey, bir kez içine girersen kolay kolay çıkamıyorsun. Benim de yıllarımı Farsça’yla geçirmiş olmam gibi… Yine de vazgeçmeden, bildiğinden şaşmadan yola devam edenlerden olduğumu gururla söyleyebilirim. 

Ve Farsça’nın dünyanın en edebi ve en köklü dili olduğunu bütün dünya ülkeleri kabul ederken kendi şehrimde bu lisan için uğraş verenlerin arasında olmak gurur verici benim için...

Bitirirken… Samsun’un Farsça, Farisice Yeminli Tek Bir Tercümanı var, biliyor muydunuz? Özellikle bilmenizde fayda görüyorum...

Güzel kentimizin 2 rektörü, rektör yardımcıları, belediye başkanları, başkan yardımcıları, bölüm başkanları ve yardımcıları, binlerce müdürü, amiri, hakimi, avukatı varken, tek bir tanecik de 'Yeminli Tercüman''ı var.

Tek bir valisi olduğu gibi!..(Sayın valimizin affına sığınarak bu ifadeyi kullanıyorum bu arada...)

Fakat bu kişiyle(yani benimle) ilgili önemli olan, yıllarca yaptığı tercümelerle insan hayatına dokunmuş olması ve pek çok insana ücretsiz hizmetler vermesi, buna karşın ise kendini ANLATAMAMIŞ olmasıdır!..
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde 2011 yılında, Farsça dersinin kaldırılmasında rol oynayanları düşünüyorum da...

Ne diyeyim, bilemedim şimdi!...

Khoda hafez, khoda negahtar!..

YORUMLAR

  • 0 Yorum