ATATÜRK, MEVLANA VE MENZİL!..
Reklam
Reklam
Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

Yasemin ŞİMŞEK DİLBER

ATATÜRK, MEVLANA VE MENZİL!..

23 Haziran 2020 - 13:29

Merhaba dostlar, nasılsınız?
Atatürk’ün, Mevlana’ya çok büyük saygısı ve sevgisi olduğunu biliyor muydunuz? Konya’ya ne zaman gelse kendini huzur içinde hissetmiş.
Bir seferinde tren penceresinden Mevlana Türbesi’nin yeşil kubbesini görünce yanındaki bir dostuna: Ne zaman Konya’ya gelsem içimde heyecan duyarım. Mevlana, düşünceleriyle benliğimi sarar. O büyük bir dahi, çağları aşan yenilikçidemiş.
21 Şubat 1931 cumartesi, yine bir Konya ziyareti sırasında Mevlana müze salonlarını gezdikten sonra eski çelebi dairesi olan müdür, odasına geçer Atatürk.
Odanın Mevlana’nın sandukasının yer aldığı türbeye açık niyaz penceresi kemer üzerine yıllar önce yeşil dastarlı bir Mevlevi sikkesi resmedilmiş ve sikkenin üzerine de talik yazı ile Farsça rubaisi yazılmıştır.
Bu beyit Atatürk’ün dikkatini çeker ve yanında bulunan ve Farsça’yı çok iyi bilen Hasan Ali Yücel’e okumasını ve tercüme etmesini söyler.
 
درها همه بسته اند اللا در تو                  Derha heme bestend illa der-i tu
تا ره نبرد غريب اللا بر تو                   Ta reh ne bered garib illa ber-i tu
اى در كرم عزت نور افشانى                  Ey kerem-u izzet-u nur efşani
خورشيد و مه و ستارگان چاكر تو              Horşid-u mah-u siteregan çaker-i tu
 
“…Ey keremde, yücelikte ve nur saçıcılıkta güneşin, ayın, yıldızların kul olduğu sen ( Allah). Garip âşıklar senin kapından başka bir yol bulmasınlar diye öteki bütün kapılar kapanmış, yalnız senin kapın açık kalmıştır…’

Atatürk ‘Demek bütün kapılar kapandığı halde, bu kapı açık oluyor’ der.
Özellikle son zamanlarda, ne zaman, ‘Adıyaman, Menzil, Gavs hazretleri’ lafını duysam, aklıma hep Atatürk gelir.  
Atatürk, Türk milletine nasıl güveniyormuş:  “Bizi yanlış yola sürükleyen kötüler çoğu zaman din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep ‘şeriat’ sözleriyle aldata gelmişler. Onlar her türlü davranışı dinle karıştırırlar. Hâlbuki Tanrıya şükürler olsun hepimiz Müslümanız, hepimiz inanmış kimseleriz…
Ata’nın 16 Mart 1923 tarihinde Adana’da yaptığı bu konuşmayı, aslında daha ziyade esnafla yaptığı bu söyleşiyi daha sık hatırlamaya başladım.
Bugün dahi aynı şeyler etrafımızda tekerrür ediyorsa, geçmiş yıllar bize bir şey öğretmemişse, sorulması gereken soruyu ben sorayım:
- Çoğu zaman, saf ve temiz halkımızı kandıran, kötü yola sürükleyen ‘kötüler’ derken Atatürk kimleri kast ediyordu?
Tüketiciye avantaj sağlayıp kendi içinde örgütlenenleri mi?
Onlar gibi düşünmeyenleri ‘diğerleri’ olarak ötekileştirenleri mi?
Yoksa Allah’tan değil de Gavs’tan medet uman, çok sevdiği ve güvendiği halkını mı?
Ne dersiniz, aslında kötü olan kim?
İnancının ışığında, birbirinden sorumlu olarak yaşayan kişiler olarak dua etmekten vazgeçmeyelim.
Her zaman ne derim, içten edilen bir duanın kapıları aralamayacağına inanmıyorum.
‘Kullarım, beni sana soracak olurlarsa, gerçekten de ben pek yakınım.
Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm.
Öyleyse onlar da bana cevap versinler ve bana inansınlar ki doğruya erişsinler.
Bakara Suresi Ayet 186’
 
Dostlarıma selam olsun...
Khoda Hafez!(Allahaısmarladık)
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum