Samsunspor Neden Bir Kültür İnşaa Etmeli?
Reklam
Reklam
Tactician

Tactician

Samsunspor Neden Bir Kültür İnşaa Etmeli?

20 Nisan 2021 - 22:14

Dünyaca ünlü yönetim bilimcisi Peter Drucker'ın, "Kurum kültürü, stratejiyi kahvaltı niyetine yer" diye çok bilinen bir sözü vardır. Bu asla, stratejinin önemsiz olduğuna dair bir vurgu olarak algınlanmamalı; sağlam temelleri olan ve güçlenen bir kurum kültürünün, organizasyonel başarı için emin bir rota olduğunu anlatmak için edilmiş bir söz olarak okunmalıdır.

Bu 'alıntı'dan yola çıkarak futbol kulüplerinde de, kültür inşaasının sürdürülebilir başarı için yegane anahtar olduğunu ispata çalışacağım. 

Beton tribünlerde maç izlediğimiz yıllardan bugünlere kadar sayısız hoca değişti, yüzlerce futbolcu geldi gitti, başkanlar, yönetimler devir teslim yaptı, fakat başarısız sonuçları yorumlama biçimi değişmedi. 30 yılı aşkındır Samsunspor'u takip ederim, çocuk yaşlarımda dahi duyduğum, "ruhsuz futbolcular", "teknik direktörü göndermek için oynamıyorlar", vs gibi söylemler dünden bugüne aynı tazelikte yaşıyor. Etrafınıza bakın her şey ama her şey değişiyor. Futbol'un kendisi ve kimyası da değişiyor aslında ama futbola bakış açımız bir türlü değişmiyor. 

Bu düzen Samsunspor'da böyle de, diğer takımlarda çok mu matah bir seviyede? Bir iki kulüp haricinde hepsinde düzen aynı. O bir iki kulübün şansı da sanıyorum baskı oluşturacak nitelikte büyük ve köklü camialar olmamaları. 

Para-menejer-futbolcu-transfer denklemi ile gelmedik mi bugüne kadar? Kulüplerimiz Afrika ülkelerindeki yıllık gayri safi milli hasıla mertebesinde borçlara bu düzen ile ulaşmadı mı? Yıllara sari onlarca kulüp bu nedenler ile kepenk kapatıp, ikinci versiyonları ile yeniden peydah olmadı mı?

Dibe vurmuş bir Samsunspor için yeni kurulan yönetim modeli çok büyük bir şanstı. Sadece Samsunspor'u değil, Türkiye'deki futbol yönetim biçimini de değiştirmek için büyük bir şans. Hem Yüksel Bey'in, hem de İsmail Başkan'ın söylemleri de bu yönde değil miydi? Samsunspor'u öyle bir yönetecektiler ki, diğer takımlara ders olacaktı. 

Fakat maalesef kollar bir ekol oluşturmak için değil yine geçici başarılar için sıvandı. Tonlarca para harcandı ve tabiri caizse başarılar(!) yine satın alındı ya da alınmaya çalışıldı. Alt ligler nispeten insaflı para harcadığınız yerler, ya süper lig. Orada da başarıyı satın almaya çalışırsanız, sizin de bazı ülkelerin ekonomik büyüklüğü kadar borçlanmanız gerekeceğini unutmamalısınız. 

İsmail Uyanık'ın yıllar önce kendisine belirlediği bir Ajax modeli vardı, meşhur. Altyapıdan gelen veya alt liglerden transfer edilen isimler, A takımda seviye atlıyor ve iyi bonservis ücretleri ile transfer ediliyordu. O dönemde el yordamı ile işletilmeye çalışılan bu sistem, finansal yetersizlikler, başkan'ın bir yönetim ekibi oluşturmayıp tek adamlığı seçmesi ve şehrin dinamiklerinden bağımsız içe dönük aristokratik bir kulüpçülük anlayışı nedenleri ile güdük kalmış ve serpilememişti. 

Bugüne geldiğimizde, Yüksel Başkan farklı bir yoldan aynı hatalı sonuca gidiyor. Gerek para merkezli söylemler, gerekse de monarşik yönetim biçimi, uzun vadeli ve kalıcı bir yapının tesisi için hayal kurmamızı engelliyor. 

Adanmış bir ekip, doğru planlama, sürekli iyileştirme ve sabır organizasyon kültürünün yapı taşlarıdır. Bu süreçte en önemli şey başarı tanımının ne olduğunun idrak edilmesi ve başarı kriterlerinin yeniden dizayn edilmesi olmalıdır. Tek geçer akçenin para olmadığı, paydaşlarının daha büyük bir ülküye inandığı bir organizasyon yapısı, kalıcı ve sürdürebilir başarılara imza atabilir ancak. Tutkulu, gencecik futbol adamları var dışarıda, görüyorum. Bir felsefesi olan, okuyan, kendini geliştiren ve bir ekol oluşturmak için uygun zemin arayan kişiler.

Bu noktadan sonra temel amaç, bir organizasyon kültürü, kulüp geleneği ve futbol ekolü inşa etmek olmalıdır. Günlük skor ve başarıyı öncelikleyen populist bir yaklaşımın, dönüp dolaşıp geleceği yer başladığı nokta olacaktır, zira. Bu sürece liderlik edebilecek futbol akıllarını sisteme dahil etmek, onların her koşulda arkasında durmak ve bu grubun hedefe odaklanabildikleri uygun bir ortam hazırlamak; bence işte gerçek vizyon böyle olur. Teknik direktörünün futbolcular üzerindeki otoritesini hiçe sayıp oyuncu grubuna müdahale ederek değil. 3-5 çapulcunun karşısına futbolcuları çıkartıp parmak sallatarak hiç değil...

YORUMLAR

  • 0 Yorum