Reklam
Reklam

"Türkiye bugün başarılıysa bu eğitim sayesinde oldu”

Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Aydın Düşünce Platformu’nun şubat ayı toplantısında yaptığı konuşmada, “Ülke olarak ciddi sınamalardan geçtik. Bunun bir parçası da eğitimdir. Eğitim modelimizin tartışılmasını sağlıklı bir şey olarak görüyorum ama bugün eklektik olarak bu yapıyı devam ettirmemiz gerekiyor. Eğitim sistemini şu an başarısız olarak görmüyorum. Türkiye bugün başarılıysa bu, eğitim sayesinde oldu” dedi.

"Türkiye bugün başarılıysa bu eğitim sayesinde oldu”

Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Aydın Düşünce Platformu’nun şubat ayı toplantısında yaptığı konuşmada, “Ülke olarak ciddi sınamalardan geçtik. Bunun bir parçası da eğitimdir. Eğitim modelimizin tartışılmasını sağlıklı bir şey olarak görüyorum ama bugün eklektik olarak bu yapıyı devam ettirmemiz gerekiyor. Eğitim sistemini şu an başarısız olarak görmüyorum. Türkiye bugün başarılıysa bu, eğitim sayesinde oldu” dedi.

10 Şubat 2020 - 13:06

İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesindeki düşünce kuruluşlarından Aydın Düşünce Platformu’nun Şubat 2020 toplantısına Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün konuk oldu. Siyaset, akademi ve bürokrasi dünyasından konukların yer aldığı ve ‘Türk Milli Eğitiminin Temel Meseleleri ve Türkiye Maarif Vakfı’ başlığıyla gerçekleştirilen toplantıda Prof. Dr. Akgün “Ülke olarak ciddi sınamalardan geçtik. Bunun bir parçası da eğitimdir. Eğitim modelimizin tartışılmasını sağlıklı bir şey olarak görüyorum ama bugün eklektik olarak bu yapıyı devam ettirmemiz gerekiyor. Eğitim sistemini şu an başarısız olarak görmüyorum. Türkiye bugün başarılıysa bu, eğitim sayesinde oldu. Biz başarılarımızı çalışkan insanlar sayesinde sağladık. Bugün dünyada ‘ortalama’ denebilecek bir yerdeyiz. Dünyanın 15 – 16’ncı ekonomisiyiz. Günümüzde Türkiye’nin dünyada hiç olmadığı kadar yüksek bir çekiciliği var” diye konuştu.

“EN BÜYÜK EŞİTLEYİCİ EĞİTİMDİR”

Türkiye’nin insani gelişme indeksindeki yükselişinin eğitim, savunma ve sağlık ile gerçekleştiğini söyleyen Prof. Dr. Akgün “Türkiye’nin bugünlere taşınması için eğitim, savunma ve sağlık alanlarına önemli yatırımlar yapıldı. İhtiyaç duyulan nitelikli iş gücü sadece eğitimden ibaret değil. Sosyal, ekonomik ve siyasi fonksiyonları da var” dedi.

Prof. Dr. Akgün, modern anlamda kitlesel eğitimin modern ulus devletle yaşıt olduğunu belirterek, “Eğitim en büyük eşitleyicidir. Cumhuriyetin temel ilkelerinden biridir. Cumhuriyet dönemi, Tanzimat’ın başlattığı yenileşmeyi radikal bir devrim anlayışıyla sürdürdü. Cumhuriyetin mottosu zaten muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaktır” ifadelerini kullandı.

2000’lerde eğitim bütçesinde inanılmaz bir artış olduğunu aktaran Prof. Dr. Akgün, eğitime erişim imkanlarının ve eğitimde uluslararasılaşmanın öneminden bahsetti. Davos’taki ana 3 – 4 maddeden birinin eğitim olduğunu ve yapay zeka devriminin endüstri devrimi demek olduğunu belirtti.  

“ÇOK HIZLI MODERNLEŞTİK VE GELİŞTİK”

Prof. Dr. Birol Akgün, modern sistemin içindeki yüksek eğitim görmüş insanlarda suç, intihar, boşanma ve uyuşturucu oranlarının artışına yönelik “Modernleşmenin birtakım çıktıları ve patolojileri var. Ortak sosyal hayat, şehirleşme, eğitim ve iletişimin artması gibi pek çok faktör birleştiğinde ABD’de, Avrupa’da 1970’lerde çıkan sorunları biz şimdi yaşamaya başladık. Çok hızlı modernleştik ve geliştik, bugün bunun anomalik birtakım etkileri yaşanıyor. Maalesef diğer ülkelerde bilinçlendirmeyle önlenebilen bazı şeyleri yapamadık. Ortaya bazı sonuçlar çıktıktan sonra bir şeyler yapıyoruz. Burada sosyolog ve psikolog arkadaşlara önemli görevler düşüyor” diye konuştu.

“AVRUPA’DAKİ TÜRK ASILLI ÇOCUKLARIMIZIN YÜKSEKÖĞRETİME ULAŞIMLARINA ENGEL KONULUYOR”

Yurt dışındaki okullarda eğitim gören Türk kökenli öğrencilerle ilgili talepleri olduğunu belirten İAÜ Mütevelli Heyet Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın ise “Almanya, Fransa ve Hollanda gibi bazı Avrupa ülkelerinde kast sistemi etkin kullanılmakta. Her ne kadar takviyelerle oradaki Türk kökenli öğrencilerimizin Gymnasium ve devamındaki üniversiteleri okumaları sağlıyorlarsa da bu eğitimi alan öğrenciler yok denecek düzeyde. Kişinin kökeni Türk olduğu için uluslararası öğrenci statüsünde değerlendirmiyorlar. Bu anlaşılır gibi değil. Kökenleri Türk olduğu için Türk öğrencilerle aynı statüye sahipler. Mezun olduklarında Türkiye’de bir iş yeri açabilirler fakat oradan buraya gelip eğitimini tamamlayan Türk öğrencilerin kaçı burada kalır? Madem öyle o zaman mezun olurken uluslararası öğrencilerin sahip oldukları statüye sahip olsunlar” dedi.