Reklam
Reklam

Prof. Dr. Okan Tüysüz: Marmara ve Bingöl’de her an deprem olabilir

Bir yerde bir kez deprem olduysa yeniden olacağını söyleyen Prof. Dr. Okan Tüysüz, “Kuzey Anadolu’dan geçen fay hattında stres artmış durumda. Fayın iki ucu, yani Marmara ve Bingöl’de deprem her an olabilir. Depremin yerini, şiddetini ve zamanını aynı anda bilemiyoruz” dedi.

Prof. Dr. Okan Tüysüz: Marmara ve Bingöl’de her an deprem olabilir

Bir yerde bir kez deprem olduysa yeniden olacağını söyleyen Prof. Dr. Okan Tüysüz, “Kuzey Anadolu’dan geçen fay hattında stres artmış durumda. Fayın iki ucu, yani Marmara ve Bingöl’de deprem her an olabilir. Depremin yerini, şiddetini ve zamanını aynı anda bilemiyoruz” dedi.

Prof. Dr. Okan Tüysüz: Marmara ve Bingöl’de her an deprem olabilir
06 Ekim 2019 - 10:42

İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı ve Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği (TARDE), “Türkiye’nin Depreminde 20. Yıl: Bellek, Yapılanma, Gelecek” başlıklı çalıştay serisinin üçüncüsünü düzenledi.

Farklı disiplinlerden uzman isimlerin bir araya geldiği etkinliğin açılış konuşmasını BİLGİ Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Program Direktörü Prof. Dr. A. Tamer Aker yaptı. Depremin sadece deprem olduğunda değil her zaman gündeme gelmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Aker, yürütülmesi gereken çalışmalara da dikkat çekti.

“DEPREM KÜLTÜRÜNE SAHİP OLMALIYIZ”

1999’dan bu yana birçok çalışma yapıldığını fakat hala depreme hazır olmadığımızı belirten Prof. Dr. Aker şu ifadeleri kullandı, “Evimizde, binamızda, kentimizde var olan riskleri azaltmalıyız. Bunun yolu ise bilinçten geçiyor. Deprem konusunu çocuklarımızla konuşmaktan kaçınmamalıyız. Depreme dair var olan korkuyu avantaja çevirmeliyiz. Depremi çaresizce beklemek yerine mücadele edebileceğimiz bilincini oluşturmamız gerekiyor.” Genç neslin depreme şahit olmamasına rağmen deprem bilincine sahip olduğunu da belirten Prof. Dr. Aker, fay hattının üzerinde yaşayan bir ülke olarak bir deprem kültürüne sahip olmamız gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’DE TEMEL EKSİKLİK UMURSAMAZLIK”

Etkinlikte İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Eski Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Okan Tüysüz de “Türkiye’nin depremleri: Bilinenler, Bilinmeyenler ve Önlemler” başlıklı bir sunum yaptı. Türkiye’de temel eksiğin umursamazlık olduğunu belirten Prof. Dr. Tüysüz, “Kişi, aile ve toplumdan yerel ve merkezi idarelere kadar korkunç bir umursamazlık hâkim. Bunun yanı sıra ciddi bir bilgi kirliliği var. Uzman olmayan kişiler görüş vererek toplumsal travmalara yol açıyor” dedi.

Bir yerde bir kez deprem olduysa yeniden olacağını da vurgulayan Prof. Dr. Tüysüz, “Kuzey Anadolu’dan geçen fay hattında stres artmış durumda. Fayın iki ucu, yani Marmara ve Bingöl’de deprem her an olabilir. Depremin yerini, şiddetini ve zamanını aynı anda bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.

“EVLERİNİZDE DEPREM TEHLİKE AVINA ÇIKIN”

Kuzey Anadolu fay hattında 6.9-7.2 şiddetlerinin karakteristik olduğunun altını çizen Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Şerif Barış ise son yaşanan İstanbul depreminin istisna olduğunu söyledi. İlk defa 4.6’dan sonra 5.8 şiddetinde bir deprem yaşandığını belirten Prof. Dr. Barış, istisnalara da hazır olmak gerektiğini belirtti. “Evlerinizde deprem tehlike avına çıkın” diyen Prof. Dr. Barış şu uyarılarda bulundu; “Ailenizle birlikte deprem anında düşebilecek, devrilerek ev sakinlerine zarar verecek eşyalar ve tehlikeli yerleri belirleyin. Bunları listeleyin ve listenizi güncel tutun. Kendi aile afet ve acil durum planınız yoksa yardım beklemek zorunda kalırsınız. Afetlerde ilk üç gün hayatta kalım açısından kritiktir. Hazırlıklı olmak sizi hayata bağlar.”

İki gün boyunca devam eden etkinlikte sempozyumun yanı sıra düzenlenen atölyelerle olası bir depreme karşı hazırlıklar ele alındı. Dört oturum olarak planlanan “Türkiye’nin Depreminde 20. Yıl: Bellek, Yapılanma, Gelecek” çalıştayının son oturumu, Kasım ayında gerçekleştirilecek.